Venedik’te 10–24 Ekim arasında düzenlenecek 70. Biennale Musica, Caterina Barbieri’nin “A Child of Sound” başlığı altında tarihsel repertuvarı, elektronik deneyleri ve farklı ses coğrafyalarını aynı dinleme alanında buluşturuyor.
Venedik Bienali’nin 70. Uluslararası Çağdaş Müzik Festivali, Biennale Musica 2026, 10–24 Ekim tarihleri arasında müziğin farklı dönemlerini ve kültürlerini bir araya getiriyor. İtalyan besteci ve elektronik müzik sanatçısı Caterina Barbieri’nin sanat yönetmenliğinde düzenlenen festival, Ennio Morricone’nin daha önce hiç seslendirilmemiş bir eserinin dünya prömiyerinden deneysel elektronik müziğe, Rönesans dönemi vokal eserlerinden Afrika’nın çağdaş dans ritimlerine uzanan geniş bir program sunuyor.
A Child of Sound (Sesin Çocuğu) başlığını taşıyan festivalde 130 sanatçı, 40’tan fazla etkinlikte buluşuyor. Programda 18’i dünya prömiyeri olmak üzere 23 yeni çalışma yer alıyor.
Barbieri’nin bu yılki yaklaşımı, müziği belirli türlerle sınırlamak yerine dinleme deneyiminin kendisine odaklanıyor. Festivalin teması da buradan doğuyor: Bir çocuğun dünyayı ilk kez keşfederken gösterdiği merakı, müziği dinleme biçimimize yeniden kazandırmak.
Ennio Morricone’nin Hiç Seslendirilmemiş Eseri İlk Kez Sahneye Çıkıyor
Festivalin en dikkat çekici etkinliklerinden biri, sinema müziğinin efsanevi bestecisi Ennio Morricone’nin bugüne kadar kamuoyu önünde seslendirilmemiş Musica per una fine adlı eserinin dünya prömiyeri.
Morricone’nin 1990’lı yıllarda koro ve orkestra için bestelediği yapıt, İtalyan yönetmen, şair ve yazar Pier Paolo Pasolini’nin kendi sesinden okuduğu Gli italiani şiirinin kaydını da içeriyor.
LUXEX / AFTERWORD
Seçiciliğin, zanaatin ve iyi yaşama dair ayrıntıların peşindeki bir LUXEX hikâyesi.
Art Basel Paris ile Live Nation’ın ilk ortaklığı, Surkin ve Romain Gavras’ın oluşturduğu GENER8ION’ı Grand Palais’nin Rotonde d’Antin’ine taşıyor. GOD HATES SPACE, 22–25 Ekim 2026’da film, ses ve mimariyi 12 metrelik çift taraflı bir ekran çevresinde bir araya getirecek.
Art Basel ve UBS’nin 2026 araştırması, yüksek net değerli Gen Z koleksiyonerlerin yalnızca harcama ölçeğiyle değil; araştırma disiplini, mahremiyet anlayışı ve dijital araçlarla kurdukları ilişkiyle de sanat edinme kültürünü yeniden tarif ettiğini gösteriyor.
16 Ekim’de Venedik’teki Teatro Goldoni’de sahnelenmesi programlanan eser, şef Tonino Battista yönetimindeki Parco della Musica Contemporanea Ensemble tarafından seslendirilecek. Konserde 32 enstrümantalist ve 16 kişilik koro görev alacak.
Aynı akşam Johann Sebastian Bach’ın eserleri, Anton Webern’in Bach yorumları ve Kanadalı besteci Sarah Davachi’nin Bienal için hazırladığı yeni eseri Chanters da programda yer alıyor.
Morricone’nin müziğini Pasolini’nin sesiyle buluşturan bu prömiyer, festivalin geçmişin önemli sanatçılarını çağdaş müzik çalışmalarıyla aynı sahnede bir araya getirme yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri.
Altın Aslan Keiji Haino’ya, Gümüş Aslan Sarah Davachi’ye
Biennale Musica 2026’nın önemli gelişmelerinden biri de çağdaş müzik dünyasına katkılarıyla tanınan iki sanatçının ödüllendirilmesi oldu.
Japon deneysel müzik sanatçısı Keiji Haino, Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Elli yılı aşkın kariyerinde rock, caz, doğaçlama, elektronik müzik ve geleneksel enstrümanlar arasında kendine özgü bir yaklaşım geliştiren Haino, deneysel müziğin öncü isimleri arasında kabul ediliyor.
Sanatçı, festivalin açılış gününde gerçekleştirdiği performansın yanı sıra kariyerini konu alan, yönetmen Kazuhiro Shirao imzalı bir belgeselle de Bienal programında yer aldı.
Gümüş Aslan Ödülü ise Kanadalı besteci ve org sanatçısı Sarah Davachi’ye verildi.
Elektronik ve akustik sesleri bir araya getiren çalışmalarıyla tanınan Davachi, özellikle uzun süreli ses kompozisyonları, analog enstrümanlar ve org üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çekiyor.
Davachi, festival kapsamında yeni bestesinin yanı sıra solo org repertuvarından eserlerini de dinleyicilerle buluşturuyor. Sanatçının çalışmaları, sesin zaman içinde geçirdiği küçük değişimleri ve akustik mekânın müzik üzerindeki etkilerini araştırıyor.
Her iki sanatçının ödülleri, 12 Ekim’de Ca’ Giustinian’da düzenlenen törenle takdim edildi.
Geleneksel Vokal Müzikten Deneysel Elektroniğe
Festival, tarihî müzik gelenekleriyle çağdaş üretimler arasında da dikkat çekici karşılaşmalara ev sahipliği yapıyor.
İngiliz vokal topluluğu The Tallis Scholars, Chants adlı programıyla Orta Çağ’dan günümüze uzanan kutsal müzik repertuvarını Venedik’e taşıyor. Hildegard von Bingen, Gregorio Allegri ve Arvo Pärt’ın eserlerine, Kanadalı besteci Kara-Lis Coverdale’in festival için hazırladığı yeni çalışma eşlik ediyor.
Coverdale, elektronik ve akustik enstrümanları buluşturduğu Changes in Air projesiyle de programda yer alıyor. Bu performansta sanatçıya Sarah Davachi eşlik ediyor.
Festivalin yeni işbirliklerinden biri ise Amerikalı besteci ve vokalist Lyra Pramuk ile İranlı perküsyon sanatçısı Mohammad Reza Mortazavi’yi buluşturuyor.
Bienal tarafından sipariş edilen bu eser, Pramuk’un elektronik tekniklerle dönüştürdüğü insan sesini Mortazavi’nin geleneksel İran vurmalı çalgılarıyla bir araya getiriyor. Mısırlı çok enstrümanlı müzisyen Islam El-Ghazouly de projeye katılıyor.
Bu tür işbirlikleri, festivalin temel yaklaşımını yansıtıyor: Farklı kültürlerden gelen müzisyenleri ortak üretim süreçlerinde buluşturmak ve geleneksel sesleri yeni teknolojilerle yeniden yorumlamak.
Tanzanya ve Lizbon’un Dans Müziği Venedik’te
Biennale Musica 2026, deneysel müziği yalnızca konser salonlarında gelişen bir sanat alanı olarak ele almıyor. Afrika ve Avrupa’nın farklı şehirlerinde ortaya çıkan bağımsız elektronik müzik sahneleri de programın önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Tanzanya’nın Darüsselam kentinde gelişen Singeli, festivalin en hareketli müzik türlerinden biri.
Son derece hızlı ritimleri, yoğun elektronik altyapısı ve Svahili dilindeki sözleriyle tanınan Singeli, özellikle gençlerin sokak kültüründen doğan bir müzik akımı. DJ Travella, Jay Mitta ve Pili Pili Girls, bu sahneyi temsil eden isimler arasında bulunuyor.
Lizbon’un banliyölerinde gelişen elektronik dans müziği ise farklı bir programla Venedik’e taşınıyor.
2011 yılında kurulan bağımsız müzik şirketi Príncipe işbirliğiyle hazırlanan etkinlikte Nídia, DJ Firmeza ve Helviofox sahne alıyor. Angola kökenli kuduro ve batida gibi müzik türlerinden beslenen bu sanatçılar, Afrika diasporasının Portekiz’de geliştirdiği çağdaş elektronik müzik kültürünü temsil ediyor.
Her iki program da çağdaş müziğin yalnızca büyük müzik merkezlerinde değil, yerel toplulukların yarattığı bağımsız sahnelerde de geliştiğini gösteriyor.
Gigi Masin’in Kült Albümü 40 Yıl Sonra Yeniden Gündemde
Festivalin dikkat çeken İtalyan sanatçılarından biri, ambient ve elektronik müziğin önemli isimleri arasında yer alan Venedikli besteci Gigi Masin.
Masin, 1986 yılında kendi imkânlarıyla yayımladığı ve zaman içinde kült statüsü kazanan Wind albümünü festival kapsamında yeniden dinleyicilerle buluşturuyor.
Ambient müzik tarihinde kendine özgü bir yere sahip olan albümün, yayımlanışının 40. yılı dolayısıyla Ekim 2026’da özel bir edisyonla yeniden piyasaya sürülmesi de planlanıyor.
Programın bir diğer ilgi çekici ismi Danimarkalı besteci ve gitarist ML Buch. Elektrik gitar, sentezleyici ve elektronik sesleri bir araya getiren sanatçı, hem Bienal için hazırlanan yeni gitar çalışmalarında hem de kendi canlı performansıyla yer alıyor.
Francesco Messina ve Raul Lovisoni’nin 1970’lerin sonunda hazırladığı Prati Bagnati del Monte Analogo albümü de yeniden düzenlenmiş bir versiyonla festival programına dahil ediliyor. Messina ayrıca Le api dell’invisibile başlıklı yeni eserlerini ilk kez seslendirecek.
Venedik’te Müziğe Yeni Bir Bakış
Biennale Musica 2026, konserleri Venedik’in tarihî tiyatrolarından Arsenale’nin sanat mekânlarına kadar farklı alanlara taşıyor.
Festival programında geleneksel konserlerin yanı sıra ses enstalasyonları, elektronik müzik performansları, film gösterimleri ve dinleme odaklı deneyimler de bulunuyor.
Kenyalı elektronik müzik sanatçısı KMRU’nun ses, ışık ve kokuyu bir araya getiren As Nature projesi de bu yaklaşımın örneklerinden biri.
Caterina Barbieri’nin sanat yönetmenliğindeki festival, birbirinden farklı dönemlerin ve coğrafyaların müziklerini buluştururken dinleyicileri alışılmış türlerin dışına çıkmaya davet ediyor.
24 Ekim’e kadar devam edecek Biennale Musica 2026, Ennio Morricone gibi müzik tarihine damga vurmuş bestecilerden yeni nesil elektronik müzik sanatçılarına uzanan programıyla Venedik’in sonbahar kültür takvimindeki en önemli etkinliklerden biri olmayı sürdürüyor.
Vogue Italia ile Kering’in ikinci Cinemoda edisyonu, 25–26 Eylül’de Milano’da film, kostüm, moda imgesi ve genç yaratıcıların bakışını aynı programda buluşturuyor.