Cinemoda, sinema kostümünün hafızasını Milano’da yeniden açıyor

Vogue Italia ile Kering’in ikinci Cinemoda edisyonu, 25–26 Eylül’de Milano’da film, kostüm, moda imgesi ve genç yaratıcıların bakışını aynı programda buluşturuyor.
Moda ile sinema arasındaki ilişki çoğu zaman kırmızı halı görüntüleri ya da tasarımcıların film dünyasındaki görünürlüğü üzerinden okunur. Oysa bu ilişkinin daha kalıcı tarafı, kostümün bir karakteri kurma, bir dönemi kayda geçirme ve toplumsal arzuları görünür kılma gücünde yatar. Vogue Italia’nın Kering’in kurucu ortaklığıyla düzenlediği Cinemoda’nın ikinci edisyonu da bu daha geniş zemine dönüyor. Festival, 25 ve 26 Eylül’de Milano’da sinemayı yalnızca moda için bir referans havuzu değil; imge, hafıza ve anlatı üreten bağımsız bir kültürel alan olarak ele almayı öneriyor.
Beyazperdede kostümün taşıdığı anlam
Cinemoda, Cineteca Milano Arlecchino’da iki gün boyunca on iki filmlik bir seçki sunacak. Programın ortak noktası, modayı dekoratif bir unsurdan ziyade kültürel ifade, anlatı dili ve sosyal değişimin yansıması olarak düşünmesi. Bu çerçeve önemli: Film kostümü, ekrandaki silueti belirlemenin ötesinde, sınıf, arzu, cinsiyet, meslek ya da dönem fikrini seyircinin zihninde somutlaştırır. Bir elbisenin kesimi, bir takımın omuz çizgisi veya bir karakterin tekrar eden aksesuarı, anlatının söze dökülmeyen katmanlarını taşıyabilir.
Luis Buñuel’in Belle de Jour filmi bu bağın en açık örneklerinden biri olarak seçkide yer alıyor. Kaynağa göre Yves Saint Laurent imzalı kostümleriyle anılan yapım, burjuva görünümü ile bastırılmış arzuların gerilimini kıyafet üzerinden de kuran bir film olarak yeniden izlenmeye açılıyor. Festivalin burada sunduğu imkân, Saint Laurent’in adını tek başına bir moda referansı olarak tekrar etmek değil; tasarımın sinemasal anlatıdaki işlevini, karakterin kamusal yüzüyle iç dünyası arasındaki mesafede düşünmek.


